Gerçek net: CHP’nin Ereğli’de üç İl Genel Meclis Üyesi bulunuyor:
Kenan Gündoğdu,
Hayrettin Kartal ve
Faik Marankoz.
Ancak sahaya yansıyan görüntü, bu üçlüyü değil; neredeyse tek bir ismi öne çıkaran bir organizasyon anlayışını gösteriyor. Bu durum artık basit bir tercih meselesi değil, doğrudan yönetim zaafı ve organizasyon eksikliği olarak değerlendirilmektedir.
İlçe Başkanı Zerrin Yılmaz Erdoğan ve yönetimi, teşkilatın tüm bileşenlerini eşit şekilde sahaya yansıtmakla yükümlüdür. Ancak mevcut görüntü, bu sorumluluğun yerine getirilmediğini açıkça ortaya koymaktadır.
Hayrettin Kartal ve Faik Marankoz gibi teşkilatın içinden gelen, emek vermiş, sahayı bilen ve karşılığı olan iki ismin sistematik şekilde geri planda kalması kabul edilebilir bir durum değildir. Bu durum ya bilinçli bir tercihin sonucudur ya da ciddi bir koordinasyon eksikliğidir.
Her iki ihtimal de, yönetim adına ciddi bir sorgulanmayı gerektirir.
Çünkü siyaset, özellikle yerel teşkilat yönetimi, kişisel tercihlere göre şekillendirilemez. Bir ilçe başkanı; kadrolar arasında ayrım yapamaz, bazı isimleri öne çıkarıp diğerlerini görünmez kılamaz. Bu yaklaşım, doğrudan ayrıştırıcı bir yönetim anlayışını işaret eder.
Bugün Ereğli’de kamuoyunun sorduğu soru nettir:
Üç temsilci varken neden sahada sadece bir isim görünmektedir?
Bu sorunun cevabı verilmeden, “birlik” ya da “örgüt gücü” söylemleri de inandırıcılığını yitirmektedir.
Unutulmamalıdır ki; teşkilat içinde adalet duygusu zedelenirse, sahadaki motivasyon da zayıflar. Görünürlük adaleti sağlanamayan bir yapının, kamuoyunda güçlü bir karşılık üretmesi mümkün değildir.
Önümüzde kritik bir süreç vardır. Özellikle Zonguldak İl Genel Meclisi’nde Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin 16’şar üyelikle eşit sayıda temsil edilmesi, dengeyi daha da hassas hale getirmektedir. Bu eşitlik ortamında İl Genel Meclis Başkanlığı seçimi, yalnızca sayıların değil, aynı zamanda birlik görüntüsünün ve yönetim anlayışının da sınanacağı bir alan olacaktır.
Eğer ilçe başkanı bu süreçte de birleştirici bir tavır ortaya koymak yerine ayrıştırıcı yaklaşımını sürdürürse, teşkilat içindeki kırılmaların sahaya ve siyasi dengeye yansıması kaçınılmaz hale gelecektir. Bu durum, sadece yerel örgüt yapısını değil, seçim sonuçlarını da doğrudan etkileyebilecek bir süreci beraberinde getirecektir.
Kısacası mesele çok açıktır:
Ya tüm kadroları kapsayan, adil ve birleştirici bir yönetim anlayışı benimsenecek…
Ya da “üç kişilik temsil” uzun süre daha “tek kişilik görüntü” olarak kalmaya devam edecektir.
Zonguldak İl Genel Meclis Başkanlığı seçimi ise bu tablonun en kritik aşaması olarak önümüzde durmaktadır.