CHP’den istifa edip “bağımsız” olduklarını ilan eden 6 meclis üyesi, Ankara’da yapılan işlemlerle yeniden CHP rozetini taktı. Adına da süslü bir başlık bulundu: “Yuvaya Dönüş.”
Peki gerçekten öyle mi?
Sorulması gereken soru şu:
Kapısı ilçe başkanı tarafından açıldığında girmeyenler, belediye başkanının çağrısına sırt çevirenler, hangi yüzle ‘yuvaya döndü’?
İddialar ortada.
CHP Kdz Ereğli İlçe Başkanı Zerrin Yılmaz Erdoğan, bu isimleri partiye davet etti mi ?
Cevap: Hayır mı oldu?
Belediye Başkanı Halil Posbıyık, yeni yıl öncesi “gelin, meseleleri konuşalım” dedi mi ?
Cevap yine: Hayır mı oldu?
Ama Ankara’dan kapı aralanınca mı bir anda “yuva” hatırlandı?
Burada samimiyet sorgulanmaz mı?
Burada siyasi tutarlılık tartışılmaz mı?
Bağımsızlık, rüzgâra göre yön değiştirmek değildir.
Bağımsızlık, zor zamanda bedel ödemeyi göze almaktır.
Ama görüyoruz ki bazıları için bağımsızlık, siyasi park alanından ibaretmiş.
Asıl mesele şudur:
Bu 6 isim, Ereğli’de parti yönetimine “hayır” derken;
Genel Merkez’e “evet” diyorsa,
Bu dönüş ilkesel değil, konjonktüreldir.
Rozet geri takılabilir.
Genel Merkez onayı alınabilir.
Ama siyasette asıl mesele kağıt üzerindeki üyelik değil, tabandaki karşılıktır.
Şimdi sormak gerekiyor:
İlçe örgütüyle yaşanan kırılma onarılmadan, Belediye Başkanı’yla oluşan güvensizlik giderilmeden,
Mecliste gerçek bir “iç huzur” nasıl sağlanacak?
CHP rozeti takmak, CHP’li duruş sergilemek demek değildir.
Bugün en büyük yara da buradadır.
Bu tabloda bir parantez açmak gerekiyor.
Tüm baskılara, çağrılara ve hesaplara rağmen bağımsız duruşunu bozmayan Av. Yakup Şekip Okumuşoğlu ve Naile Bingöl, siyaset adına daha net, daha onurlu bir çizgide durmuştur.
Eğilip bükülmeden, kapı kapı dolaşmadan, kimseye sığınmadan…
Siyaset tam da budur.
Bugün “yuvaya döndük” diyenler,
Yarın ilk fırtınada hangi kapıya yönelecek, asıl soru budur.
Çünkü Ereğli halkı artık şunu çok iyi biliyor:
Duruş, rozetten önce gelir.
Samimiyet, davetten sonra değil; davet edildiğinde başlar.
Ve unutulmasın…
Her dönüş, eve yapılmaz.
Bazıları sadece merkeze kaçar.
Bu noktada hafızaları tazelemekte fayda var.
Söz konusu 6 meclis üyesi, Erdemir Ofis yolunda bulunan belediyeye ait kafeteryaların satışına “hayır” dedikleri için CHP’den istifa ettiklerini kamuoyuna ilan etmişti.
Gerekçe netti, iddia kesindi:
“Bu satışa karşıyız.”
Aradan aylar geçti.
Bugün gelinen noktada aynı isimler, yeniden CHP rozeti takarak Belediye Başkanı Halil Posbıyık’ı makamında ziyaret etti.
Ziyaret sonrası verilen fotoğraf ise her şeyi özetler nitelikteydi.
Belediye Başkanı Posbıyık’ın sözleri dikkat çekiciydi:
“El ele, kol kola çalışmaya devam edeceğiz.”
Peki şimdi sorulması gereken asıl soru şudur:
Her meclis toplantısında kafeterya satışını gündeme getireceğini açıkça ifade eden Belediye Başkanı, bu konuyu önümüzdeki mecliste yeniden getirirse, dün “satışa hayır” diyerek istifa edenler, bugün ne diyecek?
Evet mi?
Çekimser mi?
Yoksa sessizlik mi?
Eğer “evet” denirse, bu dönüş sadece siyasi değil, vicdani bir kırılma değil midir?
Eğer “hayır” denirse, bu kez “el ele, kol kola” söylemi ne kadar gerçekçi kalacaktır?
İşte tam da bu yüzden mesele rozet meselesi değildir.
Mesele, dün söylenen sözlerle bugün verilen pozlar arasındaki uçurumdur.
Ereğli kamuoyu artık şunu merak ediyor:
Bu mecliste satışı getiren irade mi güçlü olacak, yoksa satışı gerekçe gösterip istifa edenlerin iddiası mı?
Cevabı zaman değil, ilk meclis toplantısı verecek.
Çünkü siyaset hafızasız değildir.
Ve Ereğli halkı şunu asla unutmaz:
İstifa gerekçesiyle dönüş pratiği örtüşmüyorsa, o dönüş “yuvaya” değil, siyasetin konfor alanına yapılmıştır.